Bill Gates, ‘Hayat adil değil, alışın’ dedi. O haklı. Bazılarınız bunu duymaktan rahatsız olabilir, bazılarınız bu gerçek üzerinde müzakere etmek isteyebilir ve diğerleri sadece ‘Olması gerektiği zaman olacak’ gibi kaderci bir cümle kullanabilir. Maalesef bu yaklaşımlardan herhangi biri gerçekten acı verici bir ‘adaletsizlik’ yaşadığınızda size yardımcı olmayacaktır.

Her şeyden önce, neyin adil olup neyin olmadığını anlamak zorundayız. Hayatta adalet, deneyimlerin ölçülebileceği bir kural kitabına dayanmaz. ‘Adil olmak’ ile kastettiğiniz şey, mutlaka başka bir kişinin değer sistemiyle örtüşmesi gerekmeyen, değerlerinize dayanan kişisel tanımınızdır.

Büyürken kurallara göre oynamayı öğreniriz ve oyunu adil kılan da budur. Ama bu kuralları kim yazdı? Onları ‘adalet’in kıstası olmaya kim karar verdi? Oyunlarda kuralların olmasının nedeni, oyun boyunca sürekli pazarlık yapmak zorunda kalmadan oynanabilmeleri ve eğlenebilmeleridir. Oyuncuların kuralların farklı versiyonlarını hatırladığı ve oyunu oynamak yerine onlar hakkında tartıştığı bir oyun oynadığınızı hatırlıyor musunuz? Evet, eğlenceli değil.

Gerçek hayatta kural kitabı yoktur. Kurallar, birinin değer sistemine göre oluşturulur ve bu nedenle adalet, yani herkese adil olmak, bu değerlere bağlıdır.

Toplumda birçok yapı bir tarafa avantaj sağlamak için tasarlanmıştır. Şirketler, devlet kurumları, hatta ülkeler talep üzerine en iyisini, en fazlasını, en yüksekini, en hızlısını vb. elde etmelerini sağlamak için yollar yaratır. Diğer taraftan bakıldığında çoğu zaman adil görünmüyor.

Peki bu konuda yapılacak ne var? Basit: kabul et, onunla ilgilen ve devam et. Üzgünüm, dünyayı değiştirmenin kolay bir yolu veya süreci yok. ‘Hayat adil değil’ gerçeğiyle olan ilişkiniz, adil olmayan durumlarla nasıl başa çıkacağınızı belirleyecek ve dolayısıyla içsel durumunuzu değiştirecektir.

Algınızı değiştirin – durumunuzu değiştirin. SİZİN kontrolünüzdedir.