Yönetmen: Fatih Akın |

Oyuncular: Nurgül Yesilçay, Baki Davrak, Tuncel Kurtiz, Hanna Schygulla, Patrycia Ziolkowska, Nursel Köse

Çalışma süresi: 122dakika

Geçtiğimiz günlerde sona eren Dubai Uluslararası Film Festivali’nde hem gösterimlerden önce hem de sonra haklı bir alkış alan, yürekleri ısıtan, ruh dokunaklı bir Türk filmi. Farklı karakterlerin hikayelerini bölümler halinde yakalayan ve diğer karakterlerin kaderlerini iç içe geçiren sıradan bir kişiyi yakalayan çok sıkı örülmüş bir film.

Bir Alman Üniversitesi’nde Türk profesörü olan Nejat (Baki Davrak), dul babası Ali’nin (Tuncel Kurtiz) bir kız arkadaşı için fahişe Yeter’i (Nursel Köse) seçmesi fikrine pek benzemiyor. Ancak kızının üniversite eğitimi için Türkiye’ye para gönderdiğini öğrenince yavaş yavaş ondan hoşlanmaya başlar. Yeter’in ani ölümü, baba ve oğluna mesafe koyar. Nejat, Yeter’in kızı Ayten’i (Nurgül Yeşilçay) aramak için İstanbul’a gider. Siyasi aktivist olan Ayten, Türk polisinden kaçtı ve Almanya’da. O, muhafazakar annesi Susanne (Hanna Schygulla) için pek hoş olmayan bir jest olan asi Ayten’i evinde kalmaya davet eden genç bir kadın olan Lotte (Patrycia Ziolkowska) ile arkadaş olur. Ayten tutuklanıp özgürlük iddiası reddedilince sınır dışı edilir ve Türkiye’de hapsedilir. Lotte Türkiye’ye gider ve burada Ayten’i serbest bırakmanın umutsuz görünen durumuna kapılır.

Bu filmde ortak bir tema var ve her karaktere yakın birinin eksik olması. Nejat annesini genç kaybetti ve babası cezaevine gönderildi. Ayten’in annesi öldüğünde onu bulmaya çalışır. Lotte’nin annesi var ama babası yok ve Lotte’nin annesi Susanne, oğlu olmadığı için Nejat’a karşı bir şeyler hissediyor. Susanne’nin Müslüman erkeklerin namaz kılmak için gittiğini gördüğü ve Nejat’ın ona bunun önemini anlattığı sahne (soldaki resim) Susanne’nin Türkiye’ye hayal ettiğinden ne kadar yakın olduğunu gösteriyor.

Film çok iyi kurgulanmış ve yönetmen hiçbir zaman filmi üzerindeki kontrolünü ve kontrolünü kaybetmedi. Pek çok siyasi mesele tasvir edildi, ancak filmin ana odak noktası karakterler olduğu kadar, onu ele alıp almadığından emin değilim. Filmdeki tüm oyuncular övgüye değer bir iş çıkardılar ve filmin hiçbir noktasında biri diğerinden daha iyi bir oyuncu olduğunu söyleyemez. Rollerine mükemmel bir şekilde bağlı kaldılar ve uyum sağladılar.

Fatih Akın’ın yönetmenliği kusursuz. Bu film, bir insanın kaçırdığı pek çok şans karşısında ne kadar çaresiz kalabileceğini gösteriyor. Her karakter birkaç dakika içinde diğerini özlüyor gibiydi. Yavaş tempolu bir şaheser, bu filmi en iyi tanımlayan şeydir.